DÜNYA HAYATININ GEÇİCİLİĞİ
Hiç düşündünüz mü?
Neden insan sık sık temizlenmek zorundadır? Neden temizliğine,
bakımına dikkat etmezse, vücudu, ağzı kokar, cildi ve
saçı yağlanır? Neden terler ve bu terin kokusu son derece
kötüdür?
İnsanın aksine, çicekler son derece güzel kokulara
sahiptirler. Gül ya da karanfil, pis çamurlu bir toprakta
yetişmelerine rağmen binlerce yıldır son derece güzel
kokarlar. Ama insan, biraz dikkat etmediğinde kötü kokmaya
başlar ve bunu ancak iyi bir bakımla engelleyebilir.
Neden böyle olduğunu, insanın neden bu şekilde bir
eksiklikle yaratıldığını hiç düşündünüz mü? Allah'ın
neden çiçekleri güzel kokulu yaparken, insan bedeninin
bu şekilde acizliklerle dolu olduğunu hiç aklınıza getirdiniz
mi?
İnsan yalnızca bu saydığımız özelliklerle kalmaz; yorulur,
acıkır, susar, canı acır, midesi bulanır, hastalanır…
İnsanlara bunlar doğal şeylermişgibi gelir, ama bu
bir aldanıştır. İnsan hiçbir zaman kötü kokmayabilir,
hiçbir zaman başağrısı çekmeyebilir, hiçbir zaman hasta
olmayabilirdi. Tüm bu zorluklar, "tesadüfen" oluşmuşdeğil, özel olarak yaratılmışlardır. Allah, insanı belirli
bir amaç, belirli bir hikmet doğrultusunda bu şekilde
yaratmıştır.
Bu amaçlardan biri; insanın aciz bir varlık, bir "kul"
olduğunu anlamasıdır. Eksiksiz, mükemmel olmak Allah'ın
vasfıdır, O'nun kulu olan insan ise sonsuz derecede
eksiktir, zayıftır ve dolayısıyla O'na sonsuz derecede
muhtaçtır. Allah bir ayette, konuyu çok hikmetli bir
biçimde açıklar:
Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir
olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ganiy (hiçbir şeye
ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır. Dileyecek
olsa, sizi giderir (yok eder) ve yepyeni bir halk
getirir. Bu, Allah'a göre güç değildir. (Fatır Suresi,
15-17)
İnsanın sahip olduğu kusur ve eksikliklerin başka bir
amacı ise, bu yurdun geçiciliğini hatırlatmasıdır. Çünkü
söz konusu kusur ve eksiklikler, bu dünyadaki bedene
mahsusturlar. Ahirette, cennet ehli yeni bir bedenle,
eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yaratılacaktır. Bu
dünyadaki zayıf, eksik, kusurlu beden, müminin gerçek
bedeni değildir, geçici bir süre içinde kaldığı bir
kalıptır.
Bundan dolayıdır ki, dünyada kusursuz bir güzellik
elde edilemez. Fiziksel yönden en güzel, en çekici,
en kusursuz olduğunu sandığımız bir insan da, diğer
tüm insanlar gibi fiziksel ihtiyaçlarını gidermekte,
terlemekte, kimi zaman ağzı kokmakta, kimi zaman yüzünde
sivilce çıkmaktadır. Temiz kalabilmek için sürekli yıkanmak
ve bakım yapmak zorundadır. Kimi insanın yüzü güzeldir,
ama fiziği o kadar düzgün değildir. Bunun tersi de mümkündür.
Kimisinin gözü güzel, fakat burnu eğri olabilir. Bu
özelliklerin sonsuz varyasyonlarını sayabiliriz. Dışgörünüşolarak gerçekten kusursuz gibi görünen bir kimsede
de hiç umulmadık bir hastalık, rahatsızlık ya da kusur
bulunabilir.
Herşeyden önemlisi, en mükemmel görünen insan bile
mutlaka yaşlanır ve ölür. Beklenmedik bir anda bir kazayla
paramparça olabilir. Dünyadaki beden gibi, dünyanın
bizzat kendisi de eksik, kusurlu, yetersiz ve geçicidir.
Bütün çiçekler mutlaka solar, en güzel yiyecekler çürür,
bozulur, kokuşur. Tüm bunlar bu dünyaya mahsus eksik
ve kusurlardır. Bizlere tanınan kısa dünya hayatı da,
taşıdığımız beden de Allah'ın çok kısa bir süre için
verdiği geçici emanetlerdir. Sonsuz bir yaşantı ve mükemmel
bir yaratılışise yalnızca ahirete mahsustur. Rabbimiz
bir ayetinde şöyle buyurur:
Size verilen herhangi bir şey, dünya
hayatının metaı (kısa süreli faydalanması)dır. Allah
Katında olan ise, daha hayırlı ve daha süreklidir.
(Bu da) iman edip Rablerine tevekkül edenler içindir.
(Şura Suresi, 36)
Bir başka ayette, dünyanın gerçek mahiyeti şöyle anlatılır:
Bilin ki, dünya hayatı ancak bir
oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir
süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu),
mal ve çocuklarda bir 'çoğalma-tutkusu'dur. Bir yağmur
örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya
kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir
de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp
oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azap; Allah'tan
bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya
hayatı, aldanışolan bir metadan başka bir şey değildir.
(Hadid Suresi, 20)
Kısaca bu dünyada Allah sonsuz kudret ve bilgisinin
bir göstergesi olarak birçok güzellik, sanat ve harikalık
ile çok çeşitli kusur ve eksiklikleri de aynı anda yaratmaktadır.
Mükemmellik ve kalıcılık bu dünyanın kanununa aykırıdır.
Gelişen teknoloji de dahil olmak üzere, insan aklının
düşünebileceği hiçbir şey Allah'ın bu kanununu değiştiremeyecektir.
Böylece insanlar bir yandan ahireti özleyip ona kavuşmak
için çabalamalı ve Allah'a gereken şükür ve takdiri
göstermelidirler. Bir yandan da bunların gerçek yerinin
bu geçici dünya değil, eksik ve kusurlardan arındırılmışve müminler için hazırlanmışebedi cennet hayatı olduğunu
anlamalıdırlar. Kuran'da, bu gerçek çok açık bir biçimde
bildirilir:
Hayır, siz dünya hayatını seçip üstün
tutuyorsunuz. Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir.
(A'la Suresi, 16-17)
Bir başka ayette ise, "gerçekten
ahiret yurdu ise, asıl hayat odur" (Ankebut Suresi,
64) denir. "Asıl hayat"ımız olan ahiret ile geçici
bir yurt olan dünya arasında, perde kadar ince bir sınır
vardır. Ölüm, işte bu perdeyi kaldırır. Ölümle birlikte
bu dünya ve bedenle olan ilişki kesilecek, yepyeni bir
yaratılışla sonsuz hayata başlangıç yapılacaktır.
Ölümle birlikte başlayacak olan hayat gerçek hayattır.
Eksiklik, kusur, geçicilik dünyaya ait kanunlardır.
Gerçek kanunlar; kusursuzluk, ölümsüzlük, mükemmellik
üzerine kuruludur. Bir başka deyişle, normal olan, bir
çiçeğin hiç solmaması, bir insanın hiç kirlenmemesi,
hiç yaşlanmaması, bir meyvenin hiç çürümemesidir. Asıl
kanunlar, insanın her istediğinin anında gerçekleşmesini,
insanın hiçbir acı ve hastalık yaşamamasını, hiçbir
zaman üşümemesini, ya da terlememesini gerektirir. Ancak
asıl kanunlar, asıl hayatta; geçici kanunlar da geçici
olan bu dünya hayatındadır.
Asıl kanunların yurdu, yani ahiret ise çok yakındır.
Allah dilediği an insanın buradaki yaşamına son verip,
onu ahirete geçirebilir. Bu geçiş, bir göz açıp-kapaması
kadar çabuk gerçekleşecektir. Rüyadan uyanmak gibi...
Ölümle birlikte sona erecek olan dünyanın, ahirete göre
ne denli kısa olduğu Kuran'da şöyle anlatılır:
Dedi ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde
ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün ya da bir
günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor." Dedi ki:
"Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz,"
"Bizim, sizi boşbir amaç uğruna yarattığımızı ve
gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?"
(Müminun Suresi, 112-115)
Ölümle birlikte rüya sona ermişve gerçek yaşam başlamıştır.
Yeryüzünde "bir gün ya da bir günün birazı kadar", hatta
"bir göz çarpması" kadar kalmışolan insan, yaptıklarının
hesabını vermek üzere Allah'ın huzuruna çıkar. Eğer
dünyada iken ölümü aklında tutmuş, Allah'a kavuşacağının
bilincinde olmuşise, kurtulmayı umacaktır. Kuran'da
"kitabı sağ eline verilen" bu kurtulmuşların şöyle diyeceği
haber verilir:
"... Alın kitabımı okuyun. Çünkü
ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış(anlamış)tım."
(Hakka Suresi, 19-20)
|